🎲 Tüp Mide Ameliyatı Sonrası Beslenme
OWjB. Tüp mide ameliyatı sonrası beslenme en az operasyonun gerçekleştirilme şekli kadar önemli ve etkilidir. Fazla kilolardan kurtulmanın en kolay yolu olan mide ameliyatı özellikle ileri derecede kilolu olan ya da kilo alıp vermekten bunalan kişilere yapılır. Kişinin uygun olup olmadığını anlamak için önce muayene yapılır ve vücut kitle indeksi hesaplanır. Mide ameliyatı öncesi ve sonrası süreç en az operasyon kadar önemlidir. Kişi mutlaka doktor kontrolünde hareket etmelidir. Operasyon kolaydır, bu yüzden kısa sürelidir. Fakat sonrasında diyetisyenler tarafından kişiye özel olarak hazırlanan programlara uyulmazsa yeniden kilo alabilmesi muhtemeldir. Beslenme çok önemlidir, ameliyat midenin küçülmesini sağlar fakat kalori emilimini engellemez. Ameliyattan Sonra Nasıl Beslenilmeli? Tüp mide ameliyatı sonrası beslenme çok önemlidir. Kişi mutlak diyetisyenin kendine özel olarak planladığı diyet programına uymalıdır. Bazı kişiler ameliyat sonrası uzun bir süre sadece sıvı ve püre besinler tüketildiğini düşünmektedir. Fakat sadece 1-2 hafta sıvı tüketmesi gerekmektedir. Bu süreç 2 ay aşamaları olarak devam eder. Bu sayede kişinin bünyesi de hazırlanmış olur. İlk aşamada özellikle vitamin ve kalsiyum takviyeleri yapılır. Kişi ayaklandıktan sonra tanesiz sulu yemekler yemeye başlayabilir. Tüketilen sıvı gıdalar yağlı ve kalorili olmamalıdır. Ameliyatta kişinin midesi küçültülür, ancak kalori emilimi engellenmez. Bu yüzden kalorili besinler tüketirse yeniden kilo alabilir. İlk hafta kişi tamamen sıvı gıdalar yemelidir. 2. Hafta ise püre haline getirilmiş besinlere geçilebilir. Burada belirleyici faktörler ise kişinin kilosu ve ameliyattan önceki beslenme şeklidir. Sağlıklı Beslenme Alışkanlığına Geçilmeli Tüp mide ameliyatı sonrası beslenme tamamen sağlıklı ve düzenli olmalıdır. Kişinin açlık hissetmesi engellendiği için kalorili besin yeme miktarı da azalır. Bu süreçte yavaş yavaş katı gıdalara geçilmelidir. Kişinin beslenme düzeni diyetisyenler tarafından belirlenir. Kalorisi düşük ve şekersiz gıdalar ağırlıkta olmalıdır. Ayrıca karbonhidratlı ve kremalı içeceklerden de uzak durulmalıdır. Yemeğin üzerinden 30 dakika sonra su içilmesi önerilir. Kişi katı gıdalara geçtiyse mutlaka çok çiğneyerek yemelidir. Yavaş yavaş, sindirerek yemesi midesini zorlamayacaktır. Katı gıdaların da yumuşak hatta püre haline getirilerek yenmesi önerilir. Mide ameliyatı sonrası süreç için en dikkat edilmesi gereken vitamin değerlerini yükseltmektir. Besinlerin miktarları azalacağı için vitamin ve mineral desteğine ihtiyaç duyulur. Diyet listesinde besleyici oranları yüksek, kalori ve yağ oranları düşük gıdalar bulunmalıdır. Birinci Aşama Nasıl Olmalı? Tüp mide ameliyatı sonrası beslenme 4 aşamadan oluşmaktadır. Bu aşamalar kişiye göre değişebilir. Bu yüzden doktor kontrolünde belirlenmelidir. Ancak genel kurallar bellidir. Birinci aşamada berrak sulu gıdalar tüketilmelidir. Ameliyattan 3 gün sonra çay, su, komposto, elma suyu ve et suyu gibi gıdalar tüketilebilir. Kişi bu gıdaları tolere ettiğinde 5-6 gün ilave olarak çorba, yoğurt, bisküvi, beyaz peynir tüketebilir. Ameliyattan sonra kişinin midesi yaklaşık 150 ml gıda alabilecek kapasiteye sahip olur. Mide kesesinin iyileşmesi içinde en az 4 hafta geçmesi gerekir. Bu süreçte yağlı ve katı gıdalar iyileşmesini engelleyebilir. Ayrıca bu kurallar kilo vermek ve sağlıklı olmak içinde uygulanmalıdır. Sağlıklı gıda seçimi ve uygun beslenme ile kişi sağlığını koruyabilir. İkinci Aşama Nasıl Olmalı? Tüp mide ameliyatı sonrası beslenme 2. Aşamasında sulu yumuşak ve blenderdan geçirilmiş gıdalar tüketilebilir. Blender sayesinde kuru gıdalar püre haline getirilir. Yumuşak meyvelerden kayısı, şeftali, çilek ve karpuzda önerilir. Ancak bu süreçte protein ihtiyacı da mutlaka karşılanmalıdır. Protein eksikliği olmaması için günde 70 gram protein alınmalıdır. 2. aşama için önerilen besinler; yağsız süt, yoğurt, iyi pişmiş sebze yemekleri, blenderdan geçirilmiş çorba ve meyve püreleri, ızgara ya da fırında balık, rafadan yumurta, blenderdan geçirilmiş kuru fasulye ya da mercimek yemeği, yağsız süt ile yapılmış patates püresi, beyaz ve süzme peynir, bisküvi ve galeta şeklinde sıralanabilir. İkinci Aşama Hakkında Dikkat Edilmesi Gerekenler Tüp mide ameliyatı sonrası beslenme 2. Aşama en önemli süreçtir. Kişi başlangıçta küçük miktarlarda sulu gıdalar tüketmelidir. İlk günlerde kişi kendini kısa sürede doymuş hissedebilir. Çünkü mideleri maksimum 60-80 ml gıda alacaktır. Bu yüzden günde 6 öğün tüketmeleri gerekir. 1 ay sonunda mideleri 100-120 ml gıda alabilecek hale gelir. Mide ameliyatı sonrası beslenme esnasında su alımı da çok önemlidir. Kişi günde mutlaka 8 bardak su tüketmelidir. Düşük kalorili sıvılar alması da önemlidir. Ayrıca yemeklerden sonra su içecekse en az yarım saat beklemelidir. Besin eksikliklerinin önüne geçebilmek için demir ve çinko takviyeleri alınmalıdır. Ameliyattan 4 hafta sonra çiğnenebilir hap şeklindeki vitamin ve mineraller alınabilir. Hangi Besinlerden Uzak Durulmalı? Tüp mide ameliyatı sonrası beslenme programında uzak durulması gereken besinlerde bulunmaktadır. Bu besinler herkeste aynıdır. Ameliyata zarar verecek, farklı komplikasyonlar oluşmasına neden olabilecek besinler diyetisyen tarafından belirlenir. Özellikle konsantre şekerler, yağ ile kızartılmış gıdalar ve alkol kilo kaybını engeller. Mide ameliyatı şartları kadar sağlıklı kalabilme şartları da bulunmaktadır. Şeker, gofret, çikolata, şekerleme, reçel, marmelat, bal, pekmez, aromalı içecekler, hazır meyve suları, pasta, börek, konserve, şerbet, dondurma, çörek, kek ve alkollü içecekler kesinlikle beslenme düzeninden çıkarılmalıdır. Sadece kilo için değil kişinin sağlıklı kalabilmesi içinde şarttır. 3. ve 4. Aşamalar Nasıl Olmalı? Tüp mide ameliyatı sonrası beslenme üçüncü ve dördüncü aşamada biraz daha rahatlar. Kişi artık katı gıda tüketmeye başlayabilir. Öğün sayısı da 3’e indirilebilir. 3. Aşamada günde en az 6 su bardağı su içilmelidir. 4. Aşamada ise az yağlı gıdalara başlanabilir. Mide ameliyatı olan ünlüler nasıl besleniyor takip edebilirsiniz. Mide ameliyatı olmak isteyen bireylerin, alanında uzman doktorlara başvurarak muayene olmaları gerekmektedir. Bu muayene sonucunda bireylerin operasyona engel bir sağlık durumu var mı, operasyon fiyatı ve operasyonun uygulanış şekli gibi önemli bilgilere bireyler rahatlıkla ulaşabilir.
Son dönemde tüp mide ve yağ aldırma gibi bazı ameliyatlardan sonra hastaların yaşamlarını yitirdiklerini görüyoruz. Bu ölümlerin sonuncusu Afyonkarahisar'da yaşandı. Afyonkarahisar'da yaşayan 52 yaşındaki Serpil Aydemir, mide küçültme ameliyatı olmak için Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hastanesi'nde bıçak altına yattı. Ameliyattan iki gün sonra taburcu edilerek evine gönderilen Aydemir, tekrar rahatsızlandı. Kan kusan ve yaklaşık iki ay yoğun bakımda kalan Aydemir, iç kanama nedeniyle hayatını kaybetti. Aydemir ailesi, Serpil Aydemir'i ameliyata doktorun ikna ettiğini öne sürerek konuyu yargıya taşıyacaklarını söyledi. Ölümlerle tekrar gündeme gelen mide küçültme ve yağ ameliyatlarında risk derecesi ne? Ameliyat olacak kişilerin ne şartları taşıması gerekiyor? Ameliyatın ekonomik getirisi iyi olduğu için mi kolayca hasta kabul ediliyor? Bu ameliyatı olabilmenin koşulları neler? "HASTA BEKLENTİYE SOKULMAMALI" Bu işlemlerin bir kilo verdirme veya zayıflama işlemi olmadığını belirten Türk Obezite Cerrahisi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Oktay Banlı, bahse konu ameliyatların vücudu şekillendirmede kullanılan bir metot olduğunu belirtti. Kilo, yağ alımının sınırına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Banlı, "Rutinde bu ameliyatlar çok yapılır. Bu operasyonların uzun süren ameliyatlarında yağ embolisi olabilir. Yani yağın kana karışıp dokulara yayılması ile ilgili ciddi problem olabilir" değerlendirmesinde bulundu. Kilo verme metodu olarak yağ aldırmanın önerilmediğini söyleyen Banlı, "Ama bazen hastalar 20-30 kilo vermek için 'Yağ aldırabilir miyim?' diye soruyor. Mümkün değil. Hastayı yüksek beklentiye getirip yağın fazla alınması, uzun süren ameliyatlarda da çok ciddi komplikasyonlara sebep olur" diyor. Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Halil Coşkun, bu ameliyatların tek başına hekimin inisiyatifinde olmadığını aktararak, "Bir takım endikasyon bir operasyonun gerekli olma koşulları kuralları var. Sorumluluk her şeyden önce denetleme organında. Sağlık Bakanlığı hangi hastanede, hangi ameliyat yapılıyor, bu ameliyatlar endikasyona uygun mu bilme yetisine sahip" dedi. "YURT DIŞINDAN HASTA GETİRİLMESİ" Ameliyat sonrası ciddi sorunların genelde takip edilmeyen hastalarda meydana geldiğini dile getiren Coşkun, "Komplikasyon dediğimizde, doktorun yeterli tecrübesi olmayabilir, kullanılan malzemeler kalitesiz olabilir ki bunların onayları çok basit. Yetersiz bir hastane olabilir, ameliyathane şartları kötü olabilir" dedi. Türkiye'deki obezite ameliyatlarındaki artışın en büyük sebebinin sağlık turizmi olduğunu dikkat çeken Coşkun, şöyle devam etti "Sağlık turizmi adı altında ülkemizde aracılar, yurt içi ve yurt dışından hasta toplayıp getiriyor. Burada kim olduğu bilinmeyen hekimlere ameliyat yaptırıyorlar. Bunlar biliniyor ama sonuç itibarıyla ülkeye döviz giriyor diye çoğu kurum görmezden geliyor. Ameliyat için gelenlere komik rakamlara obezite ameliyatları yapılıyor." Beslenme, Metabolizma uzmanı Prof. Dr. Osman Erk bu ameliyatları önermiyor. Erk, "Daha başka, çok hızlı sonuç alınamayacak ama daha etkili yöntemler var. Diyet, yaşam tarzı, aralıklı oruç gibi...Bu tür cerrahi uygulamalarda insan midesine müdahale ya da bağırsaklarının bir kısmı çıkarılıyor. Bunun da uzun vadede olumsuz etkileri zaman içerisinde ortaya çıkıyor. Ameliyat sonrası besin-vitamin-mineral emilimlerinde ciddi sorunlar yaşanıyor" diye konuştu. Plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahı Prof. Dr. Semra Karşıdağ, yağ aldırma operasyonlarının çok basit ameliyatlar olmadığını belirtti. Bu ameliyatların tam teşekküllü hastanelerde yapılması gerektiğinin altını çizen Karşıdağ, "Bu sonuçta cerrahi bir işlem, bir yağ pıhtısı atıp akciğere gidebilir. Ölüme sebebiyet verir" şeklinde konuştu. Uluslararası Estetik Plastik Cerrahi Derneği ISAPS, 2018 Uluslararası Estetik / Kozmetik Prosedürler Anketi'nin sonuçlarına göre dünyada en fazla estetik ameliyat yapılan 11'inci ülke Türkiye. Uzmanlara göre cerrahi müdahale içermeyen botoks ve dolgu gibi uygulamalar daha çok tercih ediliyor. Raporada, Türkiye'de en çok yapılan estetik ameliyatlar şöyle sıralanıyor - Burun ameliyatları - Meme küçültme - Liposuction yağ aldırma - Meme büyütme - Estetik gözkapağı Dünyada en sık yapılan estetik ameliyatlar - Meme Büyütme - Liposuction - Estetik gözkapağı - Burun ameliyatları - Karın gelme *Yukarıdaki derlemede yer alan bilgilerin önemli bir bölümü, 24 Ağustos 2021'de Cihat Aslan imzası ile yer alan 'Kilo vermek için yağ aldırma ameliyatı olur mu? '10 litrede 1 litre kan...' başlığıyla yayınlanan makaleden alınmıştır. Kaynak Web Özel
Obezite cerrahisi, diğer bir adıyla bariatrik cerrahi, morbid obezite ve buna bağlı metabolik komplikasyonların tedavisi için gün geçtikçe popülerleşen bir cerrahi operasyon haline geldi. Farklı yöntem ve teknolojilerin kullanılması ile de farklı operasyon türleri mevcut tüp mide ameliyatı gastric sleeve, gastrik bypass ameliyatı, veya mide balonu uygulanan bazı operasyonlar arasında. Yöntemler farklı olsa da obezite cerrahisinden istenilen sonuç, kişinin yiyebileceği yemek miktarını azaltmak ve bu bağlı olarak kilo vermesini sağlamaktır. Fazla kilonun alerjilerden kansere kadar pek çok farklı hastalıkta bir risk faktörü olduğu düşünüldüğünde, obezite cerrahisinin tıp dünyasında etki edebileceği alan son derece büyük. Ancak, ameliyat olmakla bitmiyor. Obezite cerrahisi sonrası uzun vadeli başarıyı sağlamak için hastaların kapsamlı yaşam tarzı değişikliklerini benimsemeleri çok önemli. Bunun en başında beslenme stili değişikliği geliyor. Ameliyat sonrasında kısa ve uzun vadede beslenme değişiklikleriyle ilgili farkındalığın artırılmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Bu konudaki bazı sorularımı elbette işini iyi bilenlerden birine, BP Klinik’in sevgili diyetisyeni Esin Başkaya’ya sordum. Obezite cerrahisi sonrası beslenme nasıl planlanıyor? Cerrahiden sonra beslenme kademeli olarak başlatılıyor. Kademelerin ilerletilmesinde ise hastanın gıdalara karşı toleransı göz önünde bulunduruluyor. İlk 3-4 gün berrak sıvı’ dediğimiz gıdalar ile beslenme başlıyor. Bu sıvılara örnek olarak kemik suyu, seyreltilmiş tanesiz komposto, açık çaylar, ev yapımı seyreltilmiş ayran gösterilebilir. Kişinin toleransına göre 3-4 gün sonra sıvı’ gıdalara geçiş yapılıyor. Bu gıdalar arasında diyetisyen ve doktorun uygun gördüğü beslenme sıvısı, tanesiz çorba tüketilebilir. İlk 1-2 haftadan itibaren, yine hastanın toleransına göre püre gıdalar diyete ekleniyor. Sebze püreleri, yoğurt, öğütülmüş yulaf lapası gibi yiyecekler bu dönemde eklenebilecek gıdalar arasında yer alıyor. Bu gıdaları hazırlarken baharatlı, şekerli, asitli bir içeriğin olmaması çok önemli. Ayrıca porsiyonların çok küçük tutulması, gün içerisinde 4-6 öğün yapılması, ve yemekler ile suyun aynı anda tüketilmemesi de dikkat edilmesi gereken noktalar arasında. 3-4 haftadan itibaren kişinin yumuşak katı gıdalara geçişi başlıyor. Burada kıyma, pişmiş sebze, peynir, yumurta diyete ekleniyor. Toleransa göre aydan itibaren ise kişinin tercih ettiği ve sağlığı destekleyici her gıda diyete ekleniyor. Hasta 1-2 ay içerisinde muhtemelen çoğu yiyeceği az porsiyonda olduğu sürece tüketebilir hale geliyor. Cerrahi sonrası besin eksikliği oluyor mu? Protein eksikliği, gastrik bypass gibi malabsorptif cerrahi prosedürlerle ilişkili en ciddi makrobesin komplikasyonu olarak karşımıza çıkıyor. Protein eksikliğinin klinik belirtileri arasında saç dökülmesi, periferik ödem, zayıf yara iyileşmesi, halsizlik ve yağsız vücut kütlesi kaybı yer alır. Bu belirtiler görülürse günlük protein ihtiyacı kilogram başına gram olarak hesaplanarak diyet programı oluşturulabilir. Mikrobesin emilim bozuklukları da bariatrik cerrahi sonrası karşımıza çıkabilir. Özellikle demir, B12 vitamini ve kalsiyum başta olmak üzere vitamin ve mineral takviyesine başlamak ve uzun süre kullanmak cerrahi işlem sonrası mikrobesin eksikliğinin önüne geçmek için gerekiyor. Kişinin bariatrik cerrahi sonrası uzun dönemli beslenmesi nasıl olmalı? Kişi uzun dönemde beslenme alışkanlığını değiştirmediği sürece operasyon sonrası birinci seneden itibaren kilo alımı tekrar başlayabiliyor. Uzun dönemde yepyeni bir yeme düzeninin hayata geçirilmesi bunu engellemek için çok önemli. Yemekleri çok çiğnemek ve yavaş yemek yemek herkesin olduğu gibi bariatrik cerrahi geçiren kişilerin de çok dikkat etmesi gereken bir konu. Doyulduğu anda yemeyi bırakmak, yemek yerken su içmemek, besin kalitesi düşük yağlı ve şekerli besinlerden ziyade proteini ve vitamin-mineral içeriği yüksek besinlerden tüketmek yine mutlaka dikkat edilmesi gereken konular arasında. Kaliteli protein ve sebze, bariatrik cerrahi sonrası öğünlerin temelini oluşturmalı. Morbid obezitenin gelişimi göz önünde bulundurulduğunda, kişinin yeme davranışına etki eden psikolojik faktörleri de düşünmek uzun vadede çok önemli. Stres anında, sıkıntıda, veya üzüntüde yemek aramak, tıkınırcasına yeme davranışını alışkanlık haline getirmek bariatrik cerrahi sonrası çözülmesi gereken noktalar olarak karşımıza çıkıyor. Dumping sendromu nedir?Dumping sendromu, bariatrik cerrahi sonrası şekerli sıvı veya benzeri bir hiperozmotik sıvı alınması sonucu midenin ve bağırsakların çok hızlı boşaltım yapması durumudur. Gıdayı tükettikten 10-30 dakika sonra karın ağrısı, kramp, mide bulantısı, baş dönmesi ve ishal belirtileridir. En sık gastrik bypass hastalarında rastlandığı için bu hastaların özellikle dikkat etmesi gereken bir konudur. Diyet düzenlemesi çoğunlukla semptomları azaltır fakat azaltmadığı noktada doktor ishal önleyici bir ilaç önerisinde bulunabilir. Hastalıkların sorumlusu da, çözümü de büyük oranda bizim yanlış yaşam tarzımız, hatalı seçimlerimiz. Yaşam tarzımızı değiştirmeden hiçbir tedavinin bize sonsuza kadar sağlık getiremeyeceğini aklımızdan çıkarmayalım. Bilimin ışığında, sağlıklı günler dilerim…
Küresel çapta hızla artan obezite sorununa çözüm olarak görülen ve günden güne artan bir uygulama olan tüp mide ameliyatı süreci hakkında bilgiler veren Diyetisyen Nagehan Afşar, bu süreçte diyetisyenlerin üzerine düşen rolü anlattı. Tüp mide ameliyatı hakkında genel bir tanımlama yapan Diyetisyen Nagehan Afşar “Halk arasında tüp mide ameliyatı veya mide küçültme ameliyatı olarak bilinen “Sleeve Gastrektomi”, bir bariatrik cerrahi yöntemi olarak uygulanmaktadır. Tüp mide ameliyatını, midenin yaklaşık olarak % 80’inin çıkarılarak tüp şeklini alması olarak tanımlayabiliriz. Mide hacminin küçültülmesi ve bedenimizde değişen hormonal tepkilere bağlı olarak; insülin duyarlılığı artmakta, tokluk ve açlık sinyallerinde yanıtlar değişmektedir. Bu değişiklikler ise tüketilecek besin miktarının kısıtlanması ve yaşanabilecek emilim değişiklikleri ile bedenimizdeki ağırlık üzerine olumlu etki sağlamaktadır. Mide hacminde meydana gelen azalma ve geçirilen operasyona bağlı olarak bireylerin beslenme alışkanlıkları da değişiklik göstermektedir” açıklamasında bulundu. Son dönemde hızla artan bir uygulama olarak karşımıza çıkan tüp mide ameliyatının sadece kiloyla ilgili olmadığını ifade eden Afşar “Veriler bu uygulamanın; vücut ağırlığında azalma, uyku apnesi, şeker hastalığı, tansiyon vb. gibi hastalıklarda hızlı ve belirgin şekilde iyileşmeyi sağlayan bir operasyon olduğunu gösteriyor. Bu sebeple bariatrik cerrahi yöntemlerine olan talepler de gün geçtikçe artmakta. Birçok bariatrik cerrahi türü olsa da, günümüzde cerrahların sıklıkla tercih ettiği operasyon türünün Sleeve Gastrektomi olduğu gözlemlemekteyiz” dedi. DİYETİSYENLERE BÜYÜK İŞ DÜŞÜYOR Cerrahi bir operasyon olması sebebiyle, uygulamadan önce ve sonra büyük bir özen gösterilmesi gerektiğinin altını çizen Diyetisyen Nagehan Afşar, bu süreçte diyetisyenlere de büyük bir iş düştüğünü belirtti. Afşar “Operasyonlardan önce bireylere kapsamlı bir ön değerlendirme yapılmalıdır. Diyetisyenler ise bu süreçte ekibin vazgeçilmez bir parçasıdır. Unutmamalıdır ki bu tarz ameliyatlar asla bir son değil yepyeni bir dönemin başlangıcıdır. Süreci sağlıklı bir şekilde yürütmek için kişi, doktorunun önerilerini dikkate almak ve diyetisyeninin kontrolünde olmak durumundadır. Diyetisyenler bu süreçte beslenmenin değerlendirilmesi ve operasyon sonrasında değiştirilecek yeme davranışları ile ilgili tespitler yaparak, yaşanacak olan süreçte kişiye beslenme eğitimi sağlamalıdır. İlk dönemlerde bireyin değişen fizyolojisinde yaşayabileceği problemleri, yaşanması muhtemel mide bulantılarını, tansiyon düşüklüğünü veya halsizlik hissini doğru beslenme önerileri ile azaltarak, oluşabilecek kaygıları en aza indirmek diyetisyenlerin görevlerindendir. Ayrıca mide hacminin kısıtlanması ve azalan emilim nedeniyle önemi daha çok ortaya çıkan protein, lif gibi besin kaynaklarının gerekliliğini vurgulayarak; tıbbi beslenme programlarına eklemeler yapmak ve bireyin uzun dönemde sağlık bütünlüğünün korunmasını sağlamak da oldukça önemlidir” ifadelerini kullandı. AŞAMALAR KİŞİDEN KİŞİYE DEĞİŞİYOR Uygulama sonrası beslenmenin detaylarını anlatan Diyetisyen Nagehan Afşar “Operasyon sonrasında gerçekleşecek olan hızlı ve yüksek miktarda kilo kaybına karşılık, doku iyileşmesini arttırıcı ve kas kütlesini koruyucu etkiyi sağlayabilmemiz için yeterli enerjiyi besin maddeleri ile sağlamamız gerekli. Bunu sağlarken oluşabilecek reflü şikayetlerini, dumping sendromunu, kabızlık ve benzer şikayetleri en aza indirecek şekilde bir beslenme programı hazırlamamız gerekiyor. Baktığımızda hem ameliyat öncesi hem de sonrasında alanında deneyimli bir diyetisyenle görüşmek çok önemli. Özellikle operasyon sonrası ilk dönemlerde su, kafeinsiz çay, az yağlı et veya tavuk suyu, yine az yağlı süt gibi tüketimi kolay olacak içerik ile desteklenmelidir” dedi. Beslenme düzeninin aşamalar halinde ve kişiye göre ilerlediğini belirten Afşar “Püre dönemine başlanıldığında; pişmiş sebzeler, yumuşak meyveler veya blenderize yapılmış çorbalar önerilebilmektedir. İleri süreçlerde artık çatalınızla ezebileceğiniz bir kıvamda olabilecek yiyecekleri hatta et ürünleri veya ev yemeklerini de menünüze ekleyebilirsiniz. Bu süreçte yeterli protein tüketimi sağlayabilmek adına kişiye uygun olarak önerilecek protein desteklerinin alınması da çok önemli. Ayrıca operasyon sonrası doktor tavsiyesi ile multivitamin desteği de almalarını tavsiye ediyoruz. Bu süreçte kaçınmamız gereken; asitli içecekler, basit şeker veya basit şeker ile hazırlanmış besinler, alkol ve yüksek kafeinli içecekler başta gelmektedir. Tüm beslenme süreci değerlendirildiğinde diyetisyeninize danışmanız ve destek almanız en doğru karar olacaktır” diyerek sözlerini noktaladı.
tüp mide ameliyatı sonrası beslenme