♦️ Neml Suresi 93 Ayet Fazileti

NemlSuresi; Neml Sûresi Tefsiri. Neml Sûresi'nin ayet ayet türkçe tefsirini hem okuyabilir, hem de videosunu izleyebilirsiniz Neml Sûresi 1. ayet. en az fazileti olan ise altta paylaşacağım arapçasının türkçe okunuşudur 26. Şuara Suresi - 227 ayet, 27. Neml Suresi - 93 ayet ( 56. ayete kadar Neml Suresi 93. Ayetinin Meali (Anlamı): De ki: “Bütün hamdler Allah’a aittir. O, size varlığının delillerini gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız.”. Rabbin, yaptıklarınızdan asla habersiz değildir! Neml Suresi 93. Ayetinin Tefsiri: “Allah’ın göstereceği işaretler”den maksat, gerek göklerde, gerek yerde BakaraSuresi, 154. ayet: Ve sakın Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin; hayır onlar diridirler. Fakat siz bunun şuurunda değilsiniz. Bakara Suresi, 170. ayet: Ne zaman onlara: “Allah’ın indirdiklerine uyun” denilse, onlar: “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız” derler. NemlSuresi. Neml Suresi ( Arapça: سورة النّمل) Kur'an 'ın 27. suresidir. [1] Sure 93 ayetten oluşur. [2] İki kez besmele geçen tek sure Neml suresidir. Sure ismini 18. ayetinde Süleyman 'ın ordusunun geçeceği karınca vadisindeki karıncaların konuşmalarının anlatıldığı karınca anlamına gelen neml kelimesinden Neml Suresi (27) Neml Suresi, Mekke’de nâzil olmuştur. 93 (doksanüç) âyettir. “Neml” karınca demektir. 18. âyetinde, Süleyman aleyhisselâmın ordusuna yol veren karıncalardan söz edildiği için sûre bu ismi almıştır. Neml Suresi Türkçe Meal Oku, Arapça Oku Kasas Suresi (28) Kasas suresi, Mekke’de nâzil olmuştur. 85. NemlSuresi Hakkında Detaylı Bilgi. Neml Suresi, Kur`an-ı Kerim `in yirmi yedinci suresi. 93. ayet olup Mekke döneminde inmiştir. İsmini, 18. ayetinde geçen ve “Karınca” anlamına gelen Neml kelimesinden almıştır. Kur`an`ın önemini anlatıp şirki çürütür. Hz. 93 ayet. وَقُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ سَيُرِيكُمْ آيَاتِهِ فَتَعْرِفُونَهَا ۚ وَمَا رَبُّكَ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ. Diğer ayetlerdeki anlamını görmek için kelime köküne tıklayın. gt-d Bu tablonun her surenin başında sunumu için; Yukaridaki tablonun kodunu, değiştir anlamına gelen d harfini tıklarsanız görebilirsiniz. Bunu her ayette uygulamak lazım. Bu stili rükuya kadar olan "esas meal" içinde kullanmak lazım. Örnek sure: Fatiha Suresi EgP04. Meal Ayet Arapça وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ سَيُر۪يكُمْ اٰيَاتِه۪ فَتَعْرِفُونَهَاۜ وَمَا رَبُّكَ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ Türkçe Okunuşu * Vekuli-lhamdu liAllâhi seyurîkum âyâtihi feta’rifûnehâc vemâ rabbuke biġâfilin ammâ ta’melûne 1. Ömer Çelik Meali De ki “Bütün hamdler Allah’a aittir. O, size varlığının delillerini gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız.” Rabbin, yaptıklarınızdan asla habersiz değildir! 2. Diyanet Vakfı Meali Ve şöyle de Hamd Allah'a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek, siz de onları görüp tanıyacaksınız ama artık faydası olmayacaktır. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir. 3. Diyanet İşleri Eski Meali De ki "Hamd Allah'a mahsustur. O, ayetlerini size gösterecek, siz de onları bileceksiniz." Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir. 4. Diyanet İşleri Yeni Meali De ki “Hamd Allah’a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.” 5. Elmalılı Hamdi Yazır Meali Ve şöyle de Hamd, Allah'a mahsustur. O, âyetlerini size gösterecek, siz de onları görüp tanıyacaksınız. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir. 6. Elmalılı Meali Orjinal Meali Ve de ki hamdolsun Allaha o size âyetlerini gösterecek de onları tanıyacaksınız ve rabbın ne yapacağınızdan gafil değil 7. Hasan Basri Çantay Meali Ve Allaha hamd olsun de. O, size âyetlerini gösterecek de siz de bunları tanıyacaksınız. Rabbin ne yapacağınızdan gaafil değildir. 8. Hayrat Neşriyat Meali Ve de ki “Hamd, Allah'a mahsustur. O size âyetlerini yakında gösterecek de onları tanıyacaksınız.” Ve Rabbin, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir! 9. Ali Fikri Yavuz Meali Yine de ki “ - Allah'a hamd olsun. O, yakında size azab alâmetlerini Bedir savaşında veya kıyamette gösterecektir de, onları tanıyacaksınız Allah tarafından olduklarını anlıyacaksınız. Senin Rabbin bütün yaptıklarınızdan Kureyş kâfirlerinin işlerinden gâfil değildir.” 10. Ömer Nasuhi Bilmen Meali Ve de ki Allah'a hamd olsun. O size âyetlerini gösterecektir. Artık onları bileceksinizdir». Ve Rabbin ne işleyeceğinizden gâfil değildir. 11. Ümit Şimşek Meali Yine de ki Hamd olsun Allah'a; O size âyetlerini gösterecek, siz de onu tanıyacaksınız. Rabbin, sizin yaptıklarınızdan habersiz değildir. 12. Yusuf Ali English Meali And say "Praise be to Allah, Who will soon show you His Signs, so that ye shall know them"; and thy Lord is not unmindful of all that ye do. Sadece meal okumak ile Kur'ân-ı Kerim'in bir çok âyetinin anlaşılması mümkün değildir. Mutlaka bir tefsire başvurulması gerekir. Neml Sûresi 93. ayetinin tefsiri için tıklayınız * Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için sitemize eklenmiştir. Neml Suresi mushaftaki sıralamada yirmi yedinci, iniş sırasına göre kırk sekizinci sûredir. Şuarâ sûresinden sonra, Kasas sûresinden önce Mekke'de inmiştir. Peki, Neml Suresi anlamı ve fazileti nedir? Neml Suresi Türkçe ve Arapça okunuşu nasıldır?NEML SURESİ HAKKINDA Mekke döneminde inmiştir. 93 âyettir. Sûre, adını 18. âyette yer alan "enNeml" kelimesinden almaktadır. Neml, karınca demektir. Sûre de başlıca, Süleyman peygamber ve Sebe' melikesi, Belkıs kıssası ile Salih ve Lût peygamberler konu edilmekte, ayrıca mü'minlerin kurtuluşa ereceği, İslâm karşıtlarının kötü akıbetleri, öldükten sonra dirilmek ve kıyamet dile sıralamada yirmi yedinci, iniş sırasına göre kırk sekizinci sûredir. Şuarâ sûresinden sonra, Kasas sûresinden önce Mekke'de önceki Şuarâ ve bir sonraki Kasas sûreleriyle bir bütünlük arzeden Neml sûresinde Allah'ın birliği, peygamberlik, vahiy ve âhiret hayatı gibi İslâm'ın inanç esasları ele alınmaktadır. Şuarâ sûresinde olduğu gibi bazı geçmiş milletlerin ve bunlara gönderilmiş olan peygamberlerin kıssalarından kesitler sunulmak suretiyle insanlara öğütler verilmekte ve anlatılan olaylardan ibret almaları istenmekte, Hz. Süleyman'ın hükümdarlığı ve Sebe' kraliçesiyle Belkıs olan öyküsüne genişçe yer verilmektedir. Kozmik deliller gösterilerek Allah'ın sonsuz ilmi ve kudreti ispat edilmekte, kalplerde gizlenenler dahil olmak üzere evrende var olan hiçbir şeyin Allah'a gizli kalmayacağı, müşriklerin yaptıklarının ise bâtıl olduğu vurgulanmaktadır. Ayrıca kıyamet alâmetlerinden biri olan dâbbetü'l-arzın çıkarılacağı haber verilmekte, mahşer gününde karşılaşılacak durumlar ve olaylar tasvir SURESİ ARAPÇA sın tilke ayatül kur'ani ve kitabim ve büşra lil yükıymunes salate ve yü'tunez zekate ve hüm bil ahırati hüm la yü'minune bil ahırati zeyyenna lehüm a'malehüm fe hüm ya' lehüm suül azabi ve hüm fil ahırati hümül inneke le tülekkal kur'ane mil ledün hakımin kale musa li ehlihı innı anestü nara seatiküm minha bi haberin ev atıküm bi şihabin kabeşil lealleküm caeha nudiye em burike men fin nari ve men havleha ve sübhanellahi rabbil musa innehu enellahül azızül elkı asak felemma raaha tehtezzü ke enneha cannüv vella müdbirav ve lem yüakkıb ya musa la tehaf innı la yehafü ledeyyel men zaleme sümme beddele husnem ba'de suin fe innı ğafurur edhıl yedeke fı ceybike tahruc beydae min ğayri suin fı tis'ı ayatin ila fir'avne ve kavmih innehüm kanu kavmen caethüm ayatüna mübsıraten kalu haza sıhrum cehadu biha vesteykanetha enfüsühüm zulmev ve ulüvva fenzur keyfe kane akıbetül le kad ateyna davede ve süleymane ılma ve kalel hamdü lillahillezı faddalena ala kesırim min ıbadihil mü' verise süleymanü davude ve kale ya eyyühen nasü ullimna mentıkat tayri ve utına min külli şey' inne haza le hüvel fadlül huşira li süleymane cünudühu minel cinni vel insi vet tayri fe hüm iza etev ala vadin nemli kalet nemletüy ya eyyühen nemlüdhulu mesakineküm la yahtımenneküm süleymanü ve cünudühu ve hüm la yeş' tebesseme dahıkem min kavliha ve kale rabbi evzı'nı en eşküra nı'metekelletı en'amte aleyye ve ala valideyye ve en a'mele salihan terdahü ve edhılnı bi rahmetike fı ıbadikes tefekkadet tayra fe kale maliye le eral hüdhüde em kane minel üazzibennehu azaben şedıden ev le ezbehannehu ev le ye'tiyennı bi sultanim mekese ğayra beıydin fe kale ehattü bi ma lem tühıt bihı ve ci'tüke min sebeim bi nebiy vecedtümraeten temlikühüm ve utiyet min külli şey'iv ve leha arşün ve kavmeha yescüdune liş şemsi min dunillahi ve zeyyene lehümüş şeytanü a'malehüm fe saddehüm anis sebıli fehüm la yescüdu lillahillezı yuhricül hab'e fis semavati vel erdı ve ya'lemü ma tuhfune ve ma tu' la ilahe illa hüve rabbül arşil azıym27. Kale senenzuru e sadakte em künte minel bi kitabı haza fe elkıh ileyhim sümme tevelle anhüm fenzur maza ya eyyühel meleü innı ülkıye ileyye kitabün min süleymane ve innehu ta'lu aleyye ve'tunı ya eyyühel meleü eftunı fı emrı ma küntü katıaten emrah hatta nahnü ülu kuvvetiv ve ülu be'sin şedıdiv vel emru ileyki fenzurı maza te' innel müluke iza dehalu karyeten efseduha ve cealu eızzete ehliha ezilleh ve kezalike innı mürsiletün ileyhim bi hedeyyetin fe nazıratüm bime yarciul mürselun25. Ayet secde ayetidir. cae süleymane kale etümidduneni bi malin fema ataniyellahü hayrum mimma ataküm bel entüm bi hediyyetiküm fe lene'tiyennehüm bi cünudil la kıbele lehüm biha ve le nuhricennehüm minha ezilletev ve hüm ya eyyühel meleü eyyüküm ye'tını bi arşiha kable ey ye'tunı ıfrıtüm minel cinni ene atıke bihı kable en tekume mim mekamik ve innı aleyhi le kaviyyün ındehu ılmüm minel kitabi ene atıke bihı kable ey yertedde ileyke tarfük felmma raahü müstekırran ındehu kale haza min fadli rabbı li yeblüvenı e eşküru em ekfür ve men şekera fe innema yeşküru li nefsih ve men kefera fe inne rabbı ğaniyyün nekkiru leha arşeha nenzur e tehtedı em tekunü minellezıne la caet kıyle e hakeza arşük kalet keennehu hu ve utınel ılme min kabliha ve künna saddeha ma kanet ta'büdü min dunillah inneha kanet min kavmin lehedhulis sarh felemma raethü hasibethü lüccetev ve keşefet an sakayha kale innehu sarhum mümerradüm min kavarır kalet rabbi innı zalemtü nefsı ve eslemtü mea süleymane lillahi rabbil le kad erselna ila semude ehahüm salihan enı'büdüllahe fe izahüm ferıkani ya kavmi lime testa'cilune bis seyyieti kablel haseneh lev la testağfirunellahe lealleküm tayyerna bike ve bi mem meak kale tairuküm ındellahi bel entüm kavmün kane fil medıneti tis'atü rahtıy yüfsidune fil erdı ve la tekasemu billahi le nübeyyitennehu ve ehlehu sümme le nekullenne li veliyyihı ma şehidna mehlike ehlihı ve inna le mekeru mekrav ve mekerna mekrav ve hüm la yeş' keyfe kane akıbetü mekrihim enna demmernahüm ve kavmehüm tilke büyutühüm haviyetem bima zalemu inne fı zalike le ayetel li kavmiy ya' enceynellezıne amenu ve kanu lutan iz kale li kavmihı ete'tunel fahışete ve entüm inneküm le te'tuner ricale şehvetem min dunin nisa' bel entüm kavmün ma kane cevabe kavmihı illa en kalu ahricu ale lutım min karyetiküm innehüm ünasüy enceynahü ve ehlehu illemraetehu kaddernaha minel emtarna aleyhim metara fe sae metarul hümdü lillahi ve selamün ala ıbadihillezınastafa allahü hayrun emma halekas semavati vel erda ve enzele leküm mines semai maa fe embetna bihı hadaika zate behceh ma kane leküm en tümbitu şeceraha e ilahüm meallah bel hüm kavmüy ya' ceallel erda kararav ve cealle hılaleha enharav ve ceale leha ravasiye ve ceale beynel bahrayni haciza e ilahüm meallah bel ekseruhüm la ya' yücıbül mudtarra iza deahü ve yekşifüs sue ve yec'alüküm hulefael ard e ilahüm meallah kalılem ma yehdıküm fı zulümatil berri vel bahri ve mey yursilür riyaha büşram beyne yedey rahmetih e ilahüm meallah tealellahü amma yebdeül halka sümme yüıydühu ve mey yerzükuküm mines semai vel ard e ilahüm meallah kul hatu bürhaneküm in küntüm la ya'lemü men fis semavati vel erdıl ğaybe illellah ve ma yeş'urune eyyane yüb' darake ılmühüm fil ahırati bel hüm fı şekkim minha bel hüm minha kalellezıne keferu e iza künna türabev ve abaüna einna le kad vüıdna haza nahnü ve abaüna min kablü in haza illa esatıyrul sıru fil erdı fenzuru keyfe kane akıbetül la tahzen aleyhim ve la tekün fı daykım mimma yekulune meta hazel va'dü in küntüm asa ey yekune radife leküm ba'dullezı testa' inne rabbeke le zu fadlin alen nasi ve lakinne ekserahüm la inne rabbeke le ya'lemü ma tükinnü suduruhüm ve ma yu' ma min ğaibetin fis semai vel erdı illa fı kitabim hazel kur'ane yekussu ala benı israıle ekserallezı hüm fıhi innehu lehüdev ve rahmetül lil rabbeke yakdıy beynehüm bi hukmih ve hüvel azızül tevekkel alellah inneke alel hakkıl la tüsmiul mevta ve la tüsmius summed düae iza vellev ma ente bi hadil umyi an dalaletihim in tüsmiu illa mey yü'minü bi ayatina fe hüm iza vekaal kavlü aleyhim ahracna lehüm dabbetem minel erdı tükellimühüm ennen nase kanu bi ayatina la yevme nahşüru min külli ümmetin fevcem mimmey yükezzibü bi ayatina fehüm iza cau kale e kezzebtüm bi ayatı ve lem tühıytu biha ilmen emma za küntüm ta' vekaal kavlü aleyhim bima zalemu fe hüm la lem yerav enna cealnel leyle li yeskünu fıhi ven nehara mübsıra inne fı zalike le ayatil li kavmiy yü' yevme yünfehu fis suri fe fezia men fis semavati ve men fil erdı illa men şaellah ve küllün etevhü teral cibale tahsebüha camidetev ve hiye temürru merras sehab sun'allahillezı etkane külle şey' innehu habırum bima cae bil haseneti fe lehu hayrum minha ve hüm min fezeıy yevmeizin men cae bis seyyieti fe kübbet vücuhühüm fin nar hel tüczevne ila ma küntüm ta' ümirtü en a'büde rabbe hazihil beldetillezı harrameha ve lehu küllü şey'iv ve ümirtü en ekune minel en etlüvel kur'an fe menihteda fe innema yehtedı li nefsih ve men dalle fe kul innema ene minel kulil hamdü lillahi seyürıküm ayatihı fe ta'rifuneha ve ma rabbüke bi ğafilin amma ta'melunNEML SURESİ TÜRKÇE MEALİ Bunlar Kur'an'ın, apaçık bir kitabın namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Onlar ahirette en çok ziyana bu Kur'an sana, hüküm ve hikmet sahibi, hakkıyla bilen Allah tarafından Mûsâ ailesine, "Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim" Ateşe varınca ona şöyle seslenildi "Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah eksikliklerden uzaktır."9."Ey Mûsâ! Gerçek şu ki, ben mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah'ım."10."Değneğini at." Mûsâ değneğini attı Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. Allah şöyle dedi "Ey Mûsâ korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar."11."Ancak kim zulmeder de sonra yaptığı kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim."12."Elini koynuna sok; Firavun'a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir." âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, "Bu apaçık bir sihirdir" de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak! Biz Dâvûd'a ve Süleyman'a ilim verdik. Onlar, "Hamd, bizi mü'min kullarının bir çoğundan üstün kılan Allah'a mahsustur" Dâvûd'a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur" cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler" onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki "Ey Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!" kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?"21."Bana mazeretini gösteren apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım, ya da kafasını keseceğim." Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve Süleyman'a şöyle dedi "Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe'den sana sağlam bir haber getirdim."23."Ben, onlara Sebe halkına hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm."24."Onun ve kavminin, Allah'ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar."25."Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah'a secde etmesinler diye şeytan onları yoldan çıkarmış." kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Büyük Arş'ın Hüdhüd'e şöyle dedi "Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz."28."Benim şu mektubumu götür onlara at, sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak." kraliçesi Belkıs dedi ki "Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı."30, 31."Mektup Süleyman'dan gelmiştir. O, "Bismillahirrahmânirrahîm" diye başlamakta ve içinde 'Bana karşı büyüklük taslamayın ve teslimiyet göstererek bana gelin' denilmektedir."32."Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem." ki "Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız. Emir senin. Ne emredeceğini düşün."34.Kraliçe Belkıs şöyle dedi "Krallar bir memlekete girdi mi, orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hale getirirler. İşte onlar böyle yaparlar."35."Ben onlara bir hediye gönderip elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım."36.Elçilerin sözcüsü Süleyman'ın huzuruna gelince, Süleyman ona şöyle dedi "Siz beni mal ile desteklemek ve böylece etkilemek mi istiyorsunuz? Oysa Allah'ın bana verdiği size verdiğinden daha hayırlıdır. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz."37."Sen onlara dön. Andolsun, biz onlara, karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız." "Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun kraliçenin tahtını getirebilir?" bir ifrit,"Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim" bilgisi olan biri, "Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm" dedi. Süleyman tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi "Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse bilsin ki Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir." "Tahtını tanınmaz hale getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?" gelince, "Senin tahtın böyle mi?" denildi. O da, "Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik" önce Allah'tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu. Çünkü o inkâr eden bir kavimden "köşke gir" denildi. Köşkü görünce onuzeminini derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman ona "Bu, zemini billurdan döşenmiş bir köşktür" dedi. Belkıs, "Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum" biz, "Allah'a kulluk edin" diye uyarması için Semûd kavmine, kardeşleri Salih'i peygamber olarak göndermiştik. Bir de ne görsün, onlar birbiriyle çekişen iki grup onlara, "Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah'tan bağışlanma dileseniz ya!" "Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık" dediler. Salih, "Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katındayazılıdır. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz" dokuz kişilik bir çete vardı. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha Allah adına and içerek şöyle dediler "Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz sonra da velisine; 'Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz', diyeceğiz." bir tuzak kurdular. Farkında değillerken Allah da bir tuzak onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu Biz onları ve kavimlerini topyekün helak zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret edip Allah'a karşı gelmekten sakınmakta olanları ise da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti "Göz göre göre o çirkin işi mi yapıyorsunuz?"55."Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz." üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu "Lût'un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış!" de onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısı başka. Onun geride kalıp helak olmasını takdir üzerine bir yağmur gibi taş yağdırdık. Başlarına gelecekler konusunda uyarılanların yağmuru ne kötüydü!59.Ey Muhammed! De ki "Hamd Allah'a mahsustur. Selam onun seçtiği kullarına." Allah mı daha hayırlıdır yoksa onların ortak koştukları mı? gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip, onunla, ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Hayır onlar Allah'a eş tutan bir yeryüzünü karar kılma yeri yapan, içinde nehirler akıtan, onun için oturaklı dağlar yapan ve iki denizin arasına bir engel koyan mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Hayır onların çoğu bilmiyor! kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz! karanın ve denizin karanlıklarında size yolunuzu gösteren ve rahmetinin önünden rüzgarları bir müjdeci olarak gönderen mi? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Allah onların ortak koştuklarından başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? De ki, "Eğer doğru söyleyenler iseniz kesin delilinizi getirin." ki "Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler." gününün gerçekleşeceği hakkında bilgi peygamberler aracılığı ileonlara peşpeşe gelmiştir. Fakat onlar bu konuda şüphe içindedirler. Daha doğrusu onlar ahiretten yana edenler dediler ki "Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi, gerçekten bizler mi diriltilip çıkarılacağız?"68."Andolsun, bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir." ki "Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın." yana üzülme. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" ki "Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır." senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak onların çoğu senin Rabbin onların kalplerinin gizlediği şeyleri de, açığa çıkardıklarını da mutlaka ve yerde gâib gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap'ta Levh-i Mahfuz'da bu Kur'an İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu o, elbette mü'minler için bir hidayet ve bir senin Rabbin onların arasında hükmünü verecektir. O, mutlak güç sahibidir, hakkıyla ise Allah'a tevekkül et. Çünkü sen apaçık bir hak üzere sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. Ancak âyetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara kopacağına dair o söz başlarına gelince onlar için yerden kendilerine bir dâbbe canlı bir yaratık çıkarırız. O, onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını ümmetten âyetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların topluca hesap yerine sevk edilecekleri günü yerine geldiklerinde Allah şöyle der "Siz benim âyetlerimi, onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!" dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık görmüyorlar mı ki biz geceyi içinde rahat etsinler diye, gündüzü de her şeyi gösterici aydınlık olarak yarattık. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette Allah varlığını gösteren deliller üfürüleceği ve Allah'ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O'na görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Şüphesiz O yaptıklarınızdan hakkıyla kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. Onlara, "Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz" denir.91, ki "Bana ancak, bu beldenin Mekke'nin; onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur'an'ı okumam emredildi." Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa de ki "Ben ancak uyarıcılardanım." ki "Hamd Allah'a mahsustur. O âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir." Peygamber Arapça Mekke Kale Gündem Güncel Haberler NEML SURESİ sın tilke ayatül kur'ani ve kitabim ve büşra lil yükıymunes salate ve yü'tunez zekate ve hüm bil ahırati hüm la yü'minune bil ahırati zeyyenna lehüm a'malehüm fe hüm ya' lehüm suül azabi ve hüm fil ahırati hümül inneke le tülekkal kur'ane mil ledün hakımin kale musa li ehlihı innı anestü nara seatiküm minha bi haberin ev atıküm bi şihabin kabeşil lealleküm caeha nudiye em burike men fin nari ve men havleha ve sübhanellahi rabbil musa innehu enellahül azızül elkı asak felemma raaha tehtezzü ke enneha cannüv vella müdbirav ve lem yüakkıb ya musa la tehaf innı la yehafü ledeyyel men zaleme sümme beddele husnem ba'de suin fe innı ğafurur edhıl yedeke fı ceybike tahruc beydae min ğayri suin fı tis'ı ayatin ila fir'avne ve kavmih innehüm kanu kavmen caethüm ayatüna mübsıraten kalu haza sıhrum cehadu biha vesteykanetha enfüsühüm zulmev ve ulüvva fenzur keyfe kane akıbetül le kad ateyna davede ve süleymane ılma ve kalel hamdü lillahillezı faddalena ala kesırim min ıbadihil mü' verise süleymanü davude ve kale ya eyyühen nasü ullimna mentıkat tayri ve utına min külli şey' inne haza le hüvel fadlül huşira li süleymane cünudühu minel cinni vel insi vet tayri fe hüm iza etev ala vadin nemli kalet nemletüy ya eyyühen nemlüdhulu mesakineküm la yahtımenneküm süleymanü ve cünudühu ve hüm la yeş' tebesseme dahıkem min kavliha ve kale rabbi evzı'nı en eşküra nı'metekelletı en'amte aleyye ve ala valideyye ve en a'mele salihan terdahü ve edhılnı bi rahmetike fı ıbadikes tefekkadet tayra fe kale maliye le eral hüdhüde em kane minel üazzibennehu azaben şedıden ev le ezbehannehu ev le ye'tiyennı bi sultanim mekese ğayra beıydin fe kale ehattü bi ma lem tühıt bihı ve ci'tüke min sebeim bi nebiy vecedtümraeten temlikühüm ve utiyet min külli şey'iv ve leha arşün ve kavmeha yescüdune liş şemsi min dunillahi ve zeyyene lehümüş şeytanü a'malehüm fe saddehüm anis sebıli fehüm la yescüdu lillahillezı yuhricül hab'e fis semavati vel erdı ve ya'lemü ma tuhfune ve ma tu' la ilahe illa hüve rabbül arşil senenzuru e sadakte em künte minel bi kitabı haza fe elkıh ileyhim sümme tevelle anhüm fenzur maza ya eyyühel meleü innı ülkıye ileyye kitabün min süleymane ve innehu ta'lu aleyye ve'tunı ya eyyühel meleü eftunı fı emrı ma küntü katıaten emrah hatta nahnü ülu kuvvetiv ve ülu be'sin şedıdiv vel emru ileyki fenzurı maza te' innel müluke iza dehalu karyeten efseduha ve cealu eızzete ehliha ezilleh ve kezalike innı mürsiletün ileyhim bi hedeyyetin fe nazıratüm bime yarciul mürselun25. Ayet secde ayetidir. cae süleymane kale etümidduneni bi malin fema ataniyellahü hayrum mimma ataküm bel entüm bi hediyyetiküm fe lene'tiyennehüm bi cünudil la kıbele lehüm biha ve le nuhricennehüm minha ezilletev ve hüm ya eyyühel meleü eyyüküm ye'tını bi arşiha kable ey ye'tunı ıfrıtüm minel cinni ene atıke bihı kable en tekume mim mekamik ve innı aleyhi le kaviyyün ındehu ılmüm minel kitabi ene atıke bihı kable ey yertedde ileyke tarfük felmma raahü müstekırran ındehu kale haza min fadli rabbı li yeblüvenı e eşküru em ekfür ve men şekera fe innema yeşküru li nefsih ve men kefera fe inne rabbı ğaniyyün nekkiru leha arşeha nenzur e tehtedı em tekunü minellezıne la caet kıyle e hakeza arşük kalet keennehu hu ve utınel ılme min kabliha ve künna saddeha ma kanet ta'büdü min dunillah inneha kanet min kavmin lehedhulis sarh felemma raethü hasibethü lüccetev ve keşefet an sakayha kale innehu sarhum mümerradüm min kavarır kalet rabbi innı zalemtü nefsı ve eslemtü mea süleymane lillahi rabbil le kad erselna ila semude ehahüm salihan enı'büdüllahe fe izahüm ferıkani ya kavmi lime testa'cilune bis seyyieti kablel haseneh lev la testağfirunellahe lealleküm tayyerna bike ve bi mem meak kale tairuküm ındellahi bel entüm kavmün kane fil medıneti tis'atü rahtıy yüfsidune fil erdı ve la tekasemu billahi le nübeyyitennehu ve ehlehu sümme le nekullenne li veliyyihı ma şehidna mehlike ehlihı ve inna le mekeru mekrav ve mekerna mekrav ve hüm la yeş' keyfe kane akıbetü mekrihim enna demmernahüm ve kavmehüm tilke büyutühüm haviyetem bima zalemu inne fı zalike le ayetel li kavmiy ya' enceynellezıne amenu ve kanu lutan iz kale li kavmihı ete'tunel fahışete ve entüm inneküm le te'tuner ricale şehvetem min dunin nisa' bel entüm kavmün ma kane cevabe kavmihı illa en kalu ahricu ale lutım min karyetiküm innehüm ünasüy enceynahü ve ehlehu illemraetehu kaddernaha minel emtarna aleyhim metara fe sae metarul hümdü lillahi ve selamün ala ıbadihillezınastafa allahü hayrun emma halekas semavati vel erda ve enzele leküm mines semai maa fe embetna bihı hadaika zate behceh ma kane leküm en tümbitu şeceraha e ilahüm meallah bel hüm kavmüy ya' ceallel erda kararav ve cealle hılaleha enharav ve ceale leha ravasiye ve ceale beynel bahrayni haciza e ilahüm meallah bel ekseruhüm la ya' yücıbül mudtarra iza deahü ve yekşifüs sue ve yec'alüküm hulefael ard e ilahüm meallah kalılem ma yehdıküm fı zulümatil berri vel bahri ve mey yursilür riyaha büşram beyne yedey rahmetih e ilahüm meallah tealellahü amma yebdeül halka sümme yüıydühu ve mey yerzükuküm mines semai vel ard e ilahüm meallah kul hatu bürhaneküm in küntüm la ya'lemü men fis semavati vel erdıl ğaybe illellah ve ma yeş'urune eyyane yüb' darake ılmühüm fil ahırati bel hüm fı şekkim minha bel hüm minha kalellezıne keferu e iza künna türabev ve abaüna einna le kad vüıdna haza nahnü ve abaüna min kablü in haza illa esatıyrul sıru fil erdı fenzuru keyfe kane akıbetül la tahzen aleyhim ve la tekün fı daykım mimma yekulune meta hazel va'dü in küntüm asa ey yekune radife leküm ba'dullezı testa' inne rabbeke le zu fadlin alen nasi ve lakinne ekserahüm la inne rabbeke le ya'lemü ma tükinnü suduruhüm ve ma yu' ma min ğaibetin fis semai vel erdı illa fı kitabim hazel kur'ane yekussu ala benı israıle ekserallezı hüm fıhi innehu lehüdev ve rahmetül lil rabbeke yakdıy beynehüm bi hukmih ve hüvel azızül tevekkel alellah inneke alel hakkıl la tüsmiul mevta ve la tüsmius summed düae iza vellev ma ente bi hadil umyi an dalaletihim in tüsmiu illa mey yü'minü bi ayatina fe hüm iza vekaal kavlü aleyhim ahracna lehüm dabbetem minel erdı tükellimühüm ennen nase kanu bi ayatina la yevme nahşüru min külli ümmetin fevcem mimmey yükezzibü bi ayatina fehüm iza cau kale e kezzebtüm bi ayatı ve lem tühıytu biha ilmen emma za küntüm ta' vekaal kavlü aleyhim bima zalemu fe hüm la lem yerav enna cealnel leyle li yeskünu fıhi ven nehara mübsıra inne fı zalike le ayatil li kavmiy yü' yevme yünfehu fis suri fe fezia men fis semavati ve men fil erdı illa men şaellah ve küllün etevhü teral cibale tahsebüha camidetev ve hiye temürru merras sehab sun'allahillezı etkane külle şey' innehu habırum bima cae bil haseneti fe lehu hayrum minha ve hüm min fezeıy yevmeizin men cae bis seyyieti fe kübbet vücuhühüm fin nar hel tüczevne ila ma küntüm ta' ümirtü en a'büde rabbe hazihil beldetillezı harrameha ve lehu küllü şey'iv ve ümirtü en ekune minel en etlüvel kur'an fe menihteda fe innema yehtedı li nefsih ve men dalle fe kul innema ene minel kulil hamdü lillahi seyürıküm ayatihı fe ta'rifuneha ve ma rabbüke bi ğafilin amma ta'melunNEML SURESİ Bunlar Kur’an’ın, apaçık bir kitabın namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü’minler için bir hidayet rehberi ve bir ahiret hayatına inanmayanların işlerini biz kendilerine güzel göstermişizdir de o yüzden bocalayıp azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Onlar ahirette en çok ziyana bu Kur’an sana, hüküm ve hikmet sahibi, hakkıyla bilen Allah tarafından Mûsâ ailesine, "Ben bir ateş gördüm, ondan size bir haber, yahut ısınasınız diye bir kor ateş getireceğim" Ateşe varınca ona şöyle seslenildi "Ateşin başındaki de çevresindekiler de kutlu olsun! Âlemlerin Rabbi olan Allah eksikliklerden uzaktır."9."Ey Mûsâ! Gerçek şu ki, ben mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ım."10."Değneğini at." Mûsâ değneğini attı Onu yılanmış gibi hareket eder görünce, dönüp ardına bakmadan kaçtı. Allah şöyle dedi "Ey Mûsâ korkma! Benim katımda peygamberler korkmazlar."11."Ancak kim zulmeder de sonra yaptığı kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim."12."Elini koynuna sok; Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir." âyetlerimiz kendilerine gerçeği gösterecek biçimde gelince, "Bu apaçık bir sihirdir" de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri halde sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkar ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak! Biz Dâvûd’a ve Süleyman’a ilim verdik. Onlar, "Hamd, bizi mü’min kullarının bir çoğundan üstün kılan Allah’a mahsustur" Dâvûd’a varis oldu ve, "Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur" cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler" onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki "Ey Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!" kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi "Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?"21."Bana mazeretini gösteren apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım, ya da kafasını keseceğim." Hüdhüd çok beklemedi, çıkageldi ve Süleyman’a şöyle dedi "Senin bilmediğin bir şey öğrendim. Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim."23."Ben, onlara Sebe halkına hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm."24."Onun ve kavminin, Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar."25."Göklerde ve yerde gizli olanı ortaya çıkaran, sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilen Allah’a secde etmesinler diye şeytan onları yoldan çıkarmış." kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. Büyük Arş’ın Hüdhüd’e şöyle dedi "Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz."28."Benim şu mektubumu götür onlara at, sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak." kraliçesi Belkıs dedi ki "Ey ileri gelenler! Bana çok önemli bir mektup atıldı."30, 31."Mektup Süleyman’dan gelmiştir. O, "Bismillahirrahmânirrahîm" diye başlamakta ve içinde Bana karşı büyüklük taslamayın ve teslimiyet göstererek bana gelin’ denilmektedir."32."Ey ileri gelenler! Durumum hakkında bana görüş bildirin. Sizler yanımda bulunmadıkça hiçbir işe kesin olarak karar vermem." ki "Biz güçlü kimseleriz ve çetin savaşçılarız. Emir senin. Ne emredeceğini düşün."34.Kraliçe Belkıs şöyle dedi "Krallar bir memlekete girdi mi, orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hale getirirler. İşte onlar böyle yaparlar."35."Ben onlara bir hediye gönderip elçilerin ne haber ile döneceklerine bakacağım."36.Elçilerin sözcüsü Süleyman’ın huzuruna gelince, Süleyman ona şöyle dedi "Siz beni mal ile desteklemek ve böylece etkilemek mi istiyorsunuz? Oysa Allah’ın bana verdiği size verdiğinden daha hayırlıdır. Fakat hediyenizle ancak siz sevinirsiniz."37."Sen onlara dön. Andolsun, biz onlara, karşı koyamayacakları ordularla gelir ve onları oradan aşağılanmış ve küçük düşürülmüş olarak çıkarırız." "Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun kraliçenin tahtını getirebilir?" bir ifrit,"Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim" bilgisi olan biri, "Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm" dedi. Süleyman tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi "Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse bilsin ki Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir." "Tahtını tanınmaz hale getirin. Bakalım tanıyacak mı, yoksa tanımayacaklardan mı olacak?" gelince, "Senin tahtın böyle mi?" denildi. O da, "Sanki o! Fakat zaten daha önce bize bilgi verilmişti ve biz teslimiyet göstermiştik" önce Allah’tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu. Çünkü o inkâr eden bir kavimden "köşke gir" denildi. Köşkü görünce onuzeminini derin bir su sandı ve eteklerini topladı. Süleyman ona "Bu, zemini billurdan döşenmiş bir köşktür" dedi. Belkıs, "Ey Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmetmiştim. Şimdi ise Süleyman ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum" biz, "Allah’a kulluk edin" diye uyarması için Semûd kavmine, kardeşleri Salih’i peygamber olarak göndermiştik. Bir de ne görsün, onlar birbiriyle çekişen iki grup onlara, "Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah’tan bağışlanma dileseniz ya!" "Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık" dediler. Salih, "Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katındayazılıdır. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz" dokuz kişilik bir çete vardı. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve ıslaha Allah adına and içerek şöyle dediler "Mutlaka onu ve ailesini geceleyin öldüreceğiz sonra da velisine; Biz onun ailesinin öldürülüşüne şahit olmadık. Biz kesinlikle doğru söyleyenleriz’, diyeceğiz." bir tuzak kurdular. Farkında değillerken Allah da bir tuzak onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu Biz onları ve kavimlerini topyekün helak zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret edip Allah’a karşı gelmekten sakınmakta olanları ise da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti "Göz göre göre o çirkin işi mi yapıyorsunuz?"55."Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz." üzerine kavminin cevabı ancak şöyle demek oldu "Lût’un ailesini memleketinizden çıkarın. Çünkü onlar temiz kalmak isteyen insanlarmış!" de onu ve ailesini kurtardık. Ancak karısı başka. Onun geride kalıp helak olmasını takdir üzerine bir yağmur gibi taş yağdırdık. Başlarına gelecekler konusunda uyarılanların yağmuru ne kötüydü!59.Ey Muhammed! De ki "Hamd Allah’a mahsustur. Selam onun seçtiği kullarına." Allah mı daha hayırlıdır yoksa onların ortak koştukları mı? gökleri ve yeri yaratan ve size gökten yağmur indirip, onunla, ağaçlarını sizin yetiştiremeyeceğiniz gönül alıcı güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Hayır onlar Allah’a eş tutan bir yeryüzünü karar kılma yeri yapan, içinde nehirler akıtan, onun için oturaklı dağlar yapan ve iki denizin arasına bir engel koyan mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Hayır onların çoğu bilmiyor! kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilah mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz! karanın ve denizin karanlıklarında size yolunuzu gösteren ve rahmetinin önünden rüzgarları bir müjdeci olarak gönderen mi? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? Allah onların ortak koştuklarından başlangıçta yaratmayı yapan, sonra onu tekrarlayan ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile birlikte başka bir ilah mı var!? De ki, "Eğer doğru söyleyenler iseniz kesin delilinizi getirin." ki "Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler." gününün gerçekleşeceği hakkında bilgi peygamberler aracılığı ileonlara peşpeşe gelmiştir. Fakat onlar bu konuda şüphe içindedirler. Daha doğrusu onlar ahiretten yana edenler dediler ki "Biz ve babalarımız toprak olmuş iken mi, gerçekten bizler mi diriltilip çıkarılacağız?"68."Andolsun, bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir." ki "Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın." yana üzülme. Kurdukları tuzaklardan ötürü de sıkıntıya "Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" ki "Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır." senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak onların çoğu senin Rabbin onların kalplerinin gizlediği şeyleri de, açığa çıkardıklarını da mutlaka ve yerde gâib gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir Kitap’ta Levh-i Mahfuz’da bu Kur’an İsrailoğullarına üzerinde ayrılığa düştükleri şeylerin çoğunu o, elbette mü’minler için bir hidayet ve bir senin Rabbin onların arasında hükmünü verecektir. O, mutlak güç sahibidir, hakkıyla ise Allah’a tevekkül et. Çünkü sen apaçık bir hak üzere sen ölülere duyuramazsın. Arkalarına dönüp kaçarlarken sağırlara da çağrıyı sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. Ancak âyetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara kopacağına dair o söz başlarına gelince onlar için yerden kendilerine bir dâbbe canlı bir yaratık çıkarırız. O, onlara insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını ümmetten âyetlerimizi yalanlayanlarından bir grubu toplayacağımız ve bunların topluca hesap yerine sevk edilecekleri günü yerine geldiklerinde Allah şöyle der "Siz benim âyetlerimi, onları ilmen kavramamışken yalanladınız öyle mi? Yoksa ne yapıyordunuz ki?!" dolayı sözü edilen azap tepelerine iner de artık görmüyorlar mı ki biz geceyi içinde rahat etsinler diye, gündüzü de her şeyi gösterici aydınlık olarak yarattık. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için elbette Allah varlığını gösteren deliller üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na görürsün, onları hareketsiz sanırsın. Halbuki onlar bulutların geçişi gibi hareket ederler. Bunu, her şeyi sağlam ve yerli yerince yapan Allah yapmıştır. Şüphesiz O yaptıklarınızdan hakkıyla kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. Onlara, "Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz" denir.91, ki "Bana ancak, bu beldenin Mekke’nin; onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi." Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa de ki "Ben ancak uyarıcılardanım." ki "Hamd Allah’a mahsustur. O âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir." Neml Sûresi 93. Ayet Tefsiri Hakkında Konusu Nuzül Neml Sûresi Hakkında Neml sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 93 âyettir. İsmini 18. âyette geçen ve “karıncalar” mânasına gelen اَلنَّمْلُ neml kelimesinden alır. Sûrenin, Hz. Süleyman ve Sebe’ melikesi kıssasına geniş yer vermesi sebebiyle “Süleyman sûresi” ve Hüdhüd adlı kuştan bahsedilmesi sebebiyle de “Hüdhüd sûresi” isimleri de vardır. Mushaf’taki resmi sırası itibarıyla 27, iniş sırasına göre ise 48. sûredir. İçinde tilâvet secdesi bulunmaktadır. Neml Sûresi Konusu Sûre, ana konu olarak İslâm’ın inanç esaslarından bahseder. Allah’ın varlığı ve birliği, peygamberlik, vahiy gerçeği ve ilâhî kitaplar, âhiret hayatı mevzuları işlenir. İşlenen mevzulara ışık tutması bakımından Hz. Mûsâ, Hz. Dâvûd ve Hz. Süleyman, Hz. Sâlih ve Hz. Lût’un kıssalarından birer kesit takdim edilir. Allah Teâlâ’nın kâinattaki kudret ve azamet tecellilerinden misaller verilerek akıllar ve kalpler tevhidin idraki için harekete geçirilir. Kıyâmetin büyük alametlerinden biri olan دابة الأرض dâbbetü’l-arz bu sûrede anlatılır. Kıyâmet ve mahşer manzaralarına kısa bir dokunuştan sonra, dünyada iman ve sâlih ameller peşinde koşanlarla, nefeslerini günahlar ve nefsânî arzular yollarında hebâ edenlerin âkıbetleri gözler önüne serilir. Kurtuluş yolu olarak da Allah’a kulluk etmek, O’na teslim olmak, Kur’ân-ı Kerîm’i mânasını anlayarak okumak, sapıklıktan uzak durup hidâyet yollarına yönelmek ve hiçbir şeyden gâfil olmayan Allah’ı hamde devam etmek gösterilir. Neml Sûresi Nuzül Sebebi Mushaftaki sıralamada yirmi yedinci, iniş sırasına göre kırk sekizinci sûredir. Şuarâ sûresinden sonra, Kasas sûresinden önce Mekke’de inmiştir. وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ سَيُر۪يكُمْ اٰيَاتِه۪ فَتَعْرِفُونَهَاۜ وَمَا رَبُّكَ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ ﴿٩٣﴾ Karşılaştır 93 De ki “Bütün hamdler Allah’a aittir. O, size varlığının delillerini gösterecek, siz de onları tanıyacaksınız.” Rabbin, yaptıklarınızdan asla habersiz değildir! TEFSİR “Allah’ın göstereceği işaretler”den maksat, gerek göklerde, gerek yerde, gerekse kendi nefislerimizde Cenâb-ı Hakk’ın varlığını, birliğini, kudret ve azametini gösteren delillerdir. Nitekim âyet-i kerîmelerde şöyle buyrulur“Yakında biz onlara hem dış dünyada hem de insanların kendi iç âlemlerinde âyetlerimizi göstereceğiz; tâ ki Kur’an’ın gerçeğin ta kendisi olduğu onlar için de gün gibi ortaya çıksın. Aslında, Rabbinin her şey üzerinde şâhit olması ve her şeyin O’na işaret etmesi en büyük delil olarak yetmez mi?” Fussılet 41/53“Kesin olarak inanmak isteyenler için yeryüzünde Allah’ın birliğini ve sonsuz kudretini gösteren nice deliller vardır. Bizzat kendi varlığınızda da. Hâla gerçeği görmeyecek misiniz? Gökte de hem rızkınız vardır, hem de size va’dedilen cennetler.” Zâriyât 51/20-22Bu delillere ibret nazarıyla bakıp okumasını bilenler Allah Teâlâ’yı tanıma imkânı bulacaklardır. Bunları görmezlikten gelenlere ise yapılacak bir şey yoktur. Onlar ya dünyada tepelerine inen bir belâ ile veya ölüm anında meleklerin darbeleri altında yahut mahşerde ebedî hüsranla karşılaştıkları anda gerçeği öğrenecekler, fakat bunun bir faydası olmayacaktır. Bu bakımdan Allah’ın yaptıklarımızdan habersiz olmamasının tekrar vurgulanması, Peygamberimiz ve mü’minler için bir teselli iken, inkârcılar için dehşetli bir ikâz sûrenin sonunda bahsedilen Allah’ın varlığının delil ve mûcizelerini gösterme vadi, şimdi gelmekte olan Kasas sûresindeki Hz Mûsâ’ya verilen mûcizeler ve Firavun’a karşı galip gelmesi ile gerçekleşecektir. Çünkü hak-bâtıl mücâdelesinde ilk planda zayıf durumda olan mü’minleri kuvvetlendirip, kuvvetlileri devirmek de Allah Teâlâ’nın sonsuz kudretinin bir tezahürüdür Kaynak Ömer Çelik Tefsiri

neml suresi 93 ayet fazileti